23 Eylül 2019 Pazartesi

Işıldayan Piramit - Arthur MACHEN



Arjantinli yazar Jorge Luis Borgesin ünlü babil kitaplığına eklenmiş 3 Arthur Machen seçkisi...

3 gizemli ve gotik edebiyat örneği kısa öykü ...

Lovecraft ve Poe severlerin hoşlancağı bir seçki ...

hikayeler günlük\mmektupp tarzında yazıldığı için bence kitaba daha bir karanlık hava katıyor, benim hoşuma gitti hoş bir okuma oldu ...

pişman değilim ...

Vurguncular - Harold ROBBİNS


Sex, macera, kolay para, maço erkekler ...
Çocukluğumuzun meşhur dizisi Dallasvari çağımızın oscarı kaçıran filmi American Hustle kombini kolay okunan bir çerez kitap ...
Zamanında çok okunsa da bana biraz yavan geldi ne biliim belki de böyle attan in deveye bin hikayelerin ütopik gelmesindendir ...
Neyse; daha ne kadar oha falan olucam diye diye kitabı bitirdik ...

The Kindergarten Teacher (anaokulu öğretmeni)

Geçmiş asırlarda büyük dehaların çıkması ama günümüzde yeteneğin farkedilmemesi günümüz toplum yaşayışının bir sonucumudur yoksa kapitalist düzenine hizmet ettiğimizin bir kanıtımıdır ?

Şöyle ki sistemi besleyecek yetenekleri desteklerken deyim yerindeyse Mozartları, Da vincileri sistemin dişlilerine bırakırız ...
 
Jimmy 5 yaşında anaokulu öğrencisidir ve arasıra aşka gelerek şiirler mırıldanır bu yeteneği hassas öğretmeni tarafından farkedilir, başlarda herşey güzeldir öğretmenimiz öğrencisinde ki ışıktan çok etkilenir ve destekler lakin sonra ipin ucu kopar ve filmimiz dramatik bir sonla noktalanır ...

2019 da seyrettiğim bissürü avengers intikamcılar x menler süper kahramanlar bol aksiyomlu (!) holivut filmleri içinde bu mütevazi drama rahat rahat başa güreşir ...

netekim son senelerde çok kötü filmler çıkıyor maalesef ...

eski büyük yıldızlar bir bir soluyor yerine iyiler tek tük çıkıyor ...

netekim yine yazının başında ki sorunsala döndük ...

10 Haziran 2019 Pazartesi

Kumandanı Öldürmek - Haruki MURAKAMI

Haruki Murakam’ nin kitaplarını çok severek okuyorum çünkü ana karakter daima hoşuma gidecek biri oluyor …

Kumandanı öldürmek yalnızlığı bir yük olarak görmeyen, yeri geldiğinde yalnızlığını bir madalya gibi taşıyanlar için yazılmış bir roman…
Bu söz beni tavlamaya yetti …

Kitaplarında her ne kadar olağanüstü durumlar olsa da karakterlerin diyaloglarına, karşılıklı saygın konuşmalara, nazik üsluba kapılıp gidiyorum,  genelde yalnız, kendi kendine yeten insanlar, edebiyatla, müzikle, sanatla iç içe geçmiş kurgu, hafiften yemek tarifleri, tarihten ilginç olaylar, Japonya dan anekdotlar ne kadar okuduğumu kitaba ara verince anlıyorum keza 848 sayfa 5 günlük bayram tatilinde bitti …
Murakami kitaplarını her bitirişimde dinlenecek müzikler okunacak kitaplar tatmak istediğim yemekler (karides tempura ve sushi yedim daha ne yahu) içilecek viskiler vsvs oluyor …

Kitabı anlatmayı sevmiyorum; o yüzden arka kapak yazısıyla yetinin …

“Hepimiz hiç kimseye açamayacağımız sırlarla yaşıyoruz...
Dünya edebiyatının tartışmasız en büyük yazarlarından olan Haruki Murakami’den gerçek bir şaheser… İlmek ilmek örülmüş bir gizem hikâyesi…
Kumandanı Öldürmek yalnızlığı bir yük olarak görmeyen, yeri geldiğinde yalnızlığını bir madalya gibi göğsünde taşıyanlar için yazılmış bir roman. Tıpkı bir dağ başında yalnız bir hayat süren, bu yalnız varoluşuyla gizemli bir şeyleri hayatına davet eden roman kahramanı gibi. Bu muhteşem romanı okurken yol arkadaşımız yine müzik olacak…
Mozart’ın Don Giovanni’sini, Strauss’un Güllü Şövalye’sini başucu müziğimiz yapacağız. Kumandanı Öldürmek’in gizemli labirentlerinde kaybolurken Fitzgerald’ın Muhteşem Gatsby’sine selam gönderecek, Orwell’ın 1984’ü yazarken inzivaya çekildiği o adayı merak edeceğiz…
Ve hepsinden önemlisi “büyülü bir dünya”da yaşadığımızı bir kez daha anlayacağız.”

Bilenler bilir okuduğum ve en beğendiğim Murakami SAHİLDE KAFKAdır uzun süredir de birinciliği korudu ta ki bu kitaba kadar …
Acele karar vermedim o yüzden birinci ikinci diye yaftalamak istemiyorum lakin bu kitapta sahilde kafka gibi lezzetli idi …

Bu arada;
Yukarıda ki resim bu kitaba çok uydu ...
Zen kültüründe yin yang çemberi kadar bilinmese de bir çember daha vardır; enso çemberi, enso sengai de denebilir
Yaşam çemberi döngüsünün bir başı ve sonu olduğuna, bu yaşama bağlılığa işaret edet. Zen kültüründe ki “hiçbir şeyden …
Yarım bırakıyorum anacım gugıllayın biraz …
(Google)
Tıpkı adını bilmediğimiz ve öğrenemediğimiz, kitabın baş karakteri gibi …
O yüzden meçhul ressamımıza Enso Sengai ismini verdim …

Yakıştımı kayıkçı?
Bu arada kürekleri de namaste çekelim lütfen…

31 Mayıs 2019 Cuma

Çuniçiro (Junichiro) TANIZAKI - Gölgeye Övgü



Çuniçiro Tanizaki…


Genellikle bundan (günümüzden) ortalama 10 yıl öncesine kadar yani Haruki Murakami ye kadar ülkemizde modern japon edebiyatı pek bilinmezdi. Japon yazarların kitapları genelde klasik/geleneksel japon edebiyatına ait Yasunari Kawabata, Yukio Mişima, Kenzobure Oe gibi ödül almış isimlerin kitapları idi, bunların arasından Çuniçiro Tanizaki hep iki arada bir dere de kalmış gelirdi bana eserlerinde gelenekselle modern arasında gidip gelişleri kalmış aklımda (bu arada yazara iki arada bir derede kalmış demem onu kötülediğim anlamına gelmez zaten bunu kitaptaki sonsözde de çok güzel açıklıyorlar)

Tanizakinin bu kitabı hızla batılılaşan Japonya da eski geleneksel günlerle yeni batılı anlayışı estetik olarak karşılaştırmış estetik deyince tabi ki ön planda mimari …
Bu sayede japon geleneklerine dair pek çok şey öğreniyoruz, bu açıdan kitap çok hoşuma gitti …
Ve kapak tasarımcısını da ayrı kutlamak gerek çünkü basma kalıp ve popülist (!) yaklaşmamış kitaba, kitabevi instagram sayfasından bu kitaba ait alternatif ikinci bir kapak tasarımını da paylaşmıştı (sanırım tasarımcı o) açıkçası ilk başta o daha güzel gelmişti ama şimdi kitabı sonlandırırken bu seçimi takdir ettim, yazarın şöyle bir bakışı var: Japonya da eşyalar kullanıldıkça ruha sahip olur ve japon geleneğinde de bu ruha saygı gösterilir eşyaya değil aslında bu biraz çapraşık bir konu ha denince iki cümleyle anlatılabileceğini sanmıyorum zaten Tanizaki gibi dev bir anlatım üstadı bile 80 küsür sayfa yazma gereğini görmüş. Ama şu yazıyı yazarken kafamı çevirip çevirip üstteki resimdeki açıdan bakıyorum ve Tanizakinin anlatmaya çalıştığı ruhu görüyorum, gıcır gıcır ve keskin bir kapak anlatamazdı bunu …

Ve tabiki tavsiye edeceğim bir kitap, klasik bir deneme kitabından farklı yazarbir çizgiye bir kalıba ya da biçemle kendini sınırlamadan üst standartlardan da alt standartlardan da bahsedebiliyor kendini özgür kılmış, kendi çizgisini izliyor çünkü  bir kaygısı yok …

Derin, kısa, az ve öz 80 sayfalık bir macera …
Namaste çek kürekleri kayıkçı, 
Eyvallah !

21 Mayıs 2019 Salı

Derya Motel - Mehmet ŞENOL ŞİŞLİ




Kelimeler altında 20.000 fersah …

“bendeniz
buranın kurucusu Nabi bey…
derken… otelin yani
deryanın değil..
evet anlatacağım
balıktan ruhların
meleklerin kanatlarına
varmak için nasıl çırpındıklarını..
birçoğu başaramadı ve
düştü tekrar denize ..
derken zihne.. yani
izinli izinsiz zihnimize ..
ve yapıştı düşüncelerimiz
suyun geçmişine
büyüdü su, derinleşti
ve çözüldün bir ağ gibi
geçti içimden ruhlar
bırakarak bir parçalarını
ilmek ilmek örülmüş
dantel sandım kendimi
yani motelin deryasını
derken; derya motelin .. yani”

diyerek açılıyor öykümüz, öykümüz diyorum çünkü anlatmak istedikleri var …
tek tek değil, bir bütün olarak. Tek biri ile yargılanmasın bu kitap hepsini okumalı bir öykü kitabı gibi …

“izinli izinsiz zihnimize üşüşen düşünceler”
İşte böyle …

Ve …
Kapanış …

“ve gömdük Yusuf’ u
Yorgo’ nun içine
ve Efsun’ u kattık
hamuruna Beyhude’ nin
sanki yaşıyor gibi kaldılar


deryanın motelinde
hiç gelmediler de
hiç gitmemişlercesine”

efsun, beyhude ….
Hepsi oyun; çift hatta üç …
Anladınız siz …

Ne demiş Anton Çehov; kader seni güldürmüyorsa espriyi anlamadın demektir …

belki de kargo grubundan tanırsınız MŞŞ yi ...
kaderin dizaynı, boğaziçi, kalamış parkı, adımı çağır, bad' lik amiri, şairin elinde, arabic fahişe ve onlarca efsane felsefik şarkıya imza atan grubun lokomotifi ...
ayrıca; bahar artıkları, şua, masa tenisçisinin güncesi, sayıklayanlar isimli birkaç şiir kitabı daha var ...
ve üretken bir sanatçı. birkaç ay önce son albümü SATILIK AŞk'ı çıkardı ve NE KADAR ÇABUK GEÇTİ isimli parçasına güzel bir klip çekerek hoş bir jestle 8 mart kadınlar gününde yayınladı :)

yine içinde bulunduğumuz hafta da yoğun bir çalışma içinde; bu sefer çok sevdiği efsanevi formula 1 pilotu Ayrton Senna' nın vefatının 25. yıldönümünde ona ithafen bir albüm çıkaracak...
UNDER THE SHADE OF SENNA ...
ilk teklisi LET IT RAIN yayında olmalı :) bizde yetişemiyoruz ki anacım ...






Bu sefer aheste çek kürekleri kayıkçı beyhude yere yorulma …

6 Mayıs 2019 Pazartesi

Moby Dick - HERMAN MELVILLE


MOBY DICK
HERMAN MELVILLE

Yazarı hayattayken pek ilgi çekmemiş ama ölümünden sonra büyük sükse yakalamıiş günümüzde ise Amerikan edebiyatının en büyük 25 eserinden biri olarak dünya literatüründe en bilindik romanlar arasına girmiş kitap …
Melville, 1851 de romanı yayımlandıktan sonra Sarah Hulyer Morewod’a yazdığı mektupta şunları diyerek belki de garip bir biçimde bu durumun serzenişini yapmış belki de: “Satın almaya kalkmayın sakın, okumaya da kalkışmayın, size göre kitap değil. Hanımlara yaraşan spitalfields ipeğiyle dokunmuş bir kitap değil – gemi halatlarıyla, palamarlarıyla örülmüş, korkunç bir dokusu var. Kutup rüzgârı esiyor sayfalarında, üzerinde aç kuşlar uçuşuyor. Kibar ve titiz herkesi uyarın, bir bakış dahi atfetmesinler sakın, yoksa romatizmaları, siyatikleri tutar doğrusu.”

Bir kin ve nefret destanı mı desek roman için?
Nantucket te bir balina avı olarak başlayan maceranın nasıl moby dick ismi takılmış devasa ve albino bir deniz ejderhası namı diğer balina (!
) ile sert, diktatör ruhlu ve inatçı bir insanoğlu arasında geçen savaşa dönüştüğü talihsiz serüvenler dizisi ve Dosytoyevskinin dediği gibi intikam soğuk yenen bir yemekse sonunda ağzımızın tadınında kaçması kaçınılmaz olur netekim romanın sonunda bu badirelerden tek bir kişi kurtulur o da sevgili anlatıcımız Ismael. Kitapta ki anlatım ismailin hatıraları şeklinde olsa da bölüm bölüm tiyatro piyeslerini andıran konuşmaları da var bu konuşmalar ortalama olsa da İsmalin anlattığı kısımlar bayağı görkemli betimlemelerle dolu ve olaylar çoğu zaman tek anla mlı değil benzetmeler metaforlar çağrışımlar …
Sonuçta Melville’ ın dediği gibi; yaşam dediğimiz bu acayip, bu karmakarışık işte, öyle garip anlar olur ki, insan şu koca evreni büyük bir şaka olarak görür. Bu şakayı pek anlamasa bile, kendisiyle alay edildiği kuşkusuna düşer …

Bu kitabı tavsiye edermiyim?
okuyacaksanız Yapı Kredi Yayınları Kazım Taşkent klasiklerinden okumak şartıyla biteviye balina balina avı ve denizcilik bilgileri arasında bol şanslar diyorum …

namaste çek kürekleri kayıkçı
eyvallah !